Siyanürle dans
Doksanlı yılların ortasında, Yeniköy direnişi günlerinde sevgili Senih ÖZAY Ağabeyimiz dolayısıyla, siyanürlü altın istilasına karşı direniş mücadelesine daha da yoğunlaştığımız günlerdi. Hayati Ağabey ile birlikte emektar ‘düldül’ümüze binmiş, Yeniköy’den Bergama’ya hiç durmak bilmeyen sağanak yağmur altında gecikmeli olarak yola koyulmuştuk.
Co-pilot Ayşegül, her zamanki gibi çay ve sandviç ikramıyla yolculuk boyunca uyuklamamızı ve ‘güç toplamamızı’ sağlıyordu. Kuşadası Yeniköy’de Çöp Deposunu Engelleme Hareketi’nin eylemlerinde kullandığımız, inşaat tahtalarına tutturulmuş biricik pankartımızı arka koltuğa zor sığıştırmıştık. Zar zor Bergama’ya ulaştığımızda yürüyüş tamamlanmış ve kitle konuşmaların başladığı miting alanında çoktan toplanmıştı. Üç kişiden oluşan kitlemizle, çevre güvenliği alan polisin şaşkın bakışları altında arama noktasını aşıp ‘ÇEVRE EYLEMLE KURTULUR!” yazılı koskocaman pankartımızla kitlenin arkasına katılıverdik.
Kolay değil, siyanürlü altın lobisi, devlet kurumlarındaki ‘tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyen’ namussuzları ‘satın alarak’ güzelim yurdumuzun 550 farklı noktasında, MTA’dan aldığı ‘tüyolardan’ yararlanarak ‘arama’ ruhsatı almıştı. ‘Sermayenin sınır tanımayan sömürüsündeki’ İŞBİRLİKÇİ İSTİKRAR ile birlikte ülkenin en bakir doğal alanlarına göz diken, Amerikancı dini cemaatleri, hükümetleri, medyayı, tüm devlet kurumlarını arkasına almayı başaran devasa bir saldırı dalgası bekliyordu. Sonrasını hepimiz biliyoruz: satın alınan satılık ‘bilim’ adamları, direniş hareketinin belkemiğini kırmaya yönelik iğrenç komplolar v.s. Siyanürlü altın ile ilk buluşmalarım böyle oldu.
Durmadan adımlayarak yaşamı sürdürme tesellisini bulmaya çalıştığım, Anadolu’nun en ücra köşelerinde dahi karşıma değişik adlar ve görüntüler altında altıncılar çıkıverdi. Kaderin cilvesi bu, ülkeden binlerce kilometre uzakta, Afrika’da Sahra Çölünün kıyısındaki bir altın madenini bu kez ‘içerden’ yaşama fırsatını buluverdim.
Yerküreyi yiyip bitirmekte olan küresel egemen sistem, doğaya ve insan yaşamına yönelik saldırının şiddetini her geçen gün arttırmaktadır. Uluslararası dev maden şirketlerinin, kamuoylarında oluşan çevre duyarlılığı karşısında, sömürü gibi kirliliği de ihraç etme eğilimleri sonucunda, kendi ülkelerinde ve kıtalarında gerçekleştiremedikleri çevre düşmanı ucuz üretim pratiklerini, geri bıraktırılmış ülkelerdeki hükümetlerle ve konuyla ilgili bürokratik kadrolarla birebir çıkar ilişkileri içerisine girerek gerçekleştirme olanağı buluyorlar.
Moritanya’nın 300 km kuzeyindeki Tasiast bölgesindeki devasa altın madeninde, yeryüzündeki altın madenlerinin %85’inde olduğu gibi siyanür liçi yöntemi kullanılıyor. Eskiden işletilmesi çok da ekonomik olmayan ‘düşük tenörlü cevherlerden’ siyanür liçi yöntemiyle altın eldesi, son yıllarda altın fiyatlarındaki artış nedeniyle daha çok tercih ediliyor. ‘Tank Liçi’ yöntemi kullanılan tesiste, doğrudan madenden çıkarılan tane dağılımı 1,5 cm ile 15 cm arasında değişen cevherler, yapay ve geçirgen olmayan bir taban üzerine yığılıyor. Sulandırılmış siyanür kireç eriyiği yığının üzerine eşit bir şekilde dökülüyor. Bu yolla cevherdeki altın ya da gümüşün erimesi sağlanıyor. Uygulamadan geçen siyanür-kireç çözeltisi tanklardaki aktif karbon kolonundan geçirilip, çözeltinin içindeki altın ve gümüş siyanür bileşeni, aktif karbon parçacıkları tarafından emilimi sağlanıyor. Liç işlemi için gerekli olan siyanür miktarı 1 ton cevher için 0,5 kilodur. Bu aşamada siyanür çözeltisi zehirli olduğundan, eriyiğin kaybının düşük seviyede tutulmasına çalışılıyor. Ancak buharlaşma yoluyla %5’lik bir kayıp oluşuyor. Tank liçi, yığın liçine göre daha yüksek bedelli bir yatırım gerektirmesine rağmen siyanür işlemi için ihtiyaç duyulan zaman daha kısa oluyor..
Tasiast’taki altın madeninin çevresel etkilerinin takibinden sorumlu biyolog Mohamed Salem Barikallah’a göre bu üretim sürecinin maden çevresindeki hayvan ve bitki varlığı üzerindeki olumsuz etkileri büyüktür: “Büyük miktarlardaki zehir, hiçbir koruyucu özelliği olmayan dikenli tellerin ardında açık havada, her türlü olumsuz hava koşuluna açık bir biçimde plastik torbalar içerisinde stoklanmaktadır. Bu koşullarda güvenlikten nasıl söz edilebilir?”
Mohamed Lemine Ould Ahmed isimli bir tarımbilimcinin, Novakşot İstinaf Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırladığı 2009 tarihli rapor, Moritanya’daki bir diğer altın madeni işletmecisi olan MCM şirketinin siyanürün kullanımından doğan çevresel tehlikeyi kabul ettiğine işaret etmektedir. Bu rapora göre, “söz konusu zehirli maddelerin konunun uzmanı tarafından kontrol altında tutulması” şarttır. “MCM şirketinin maden ile ilgili olarak hiçbir çevresel etki değerlendirmesinde bulunmadığı görülmektedir”. MCM tesislerinin bulunduğu üç yüz bin nüfuslu Akjoujt kenti sakinleri ile Kanadalı şirket yöneticileri arasında iki yıldır yoğun sorunlar yaşanıyor. Bakır madeni çalışanları geçen yıldan beri, yabancı işverenlerine karşı sık sık grev silahına başvuruyorlar. 15 Temmuz 2012 tarihinde dört günlük grevlerini sürdüren direnişçi işçilere Akjoujt polisinin saldırısı sonucunda 1 işçi öldü, 6 işçi de yaralandı..
2009 yılında Tasiast’ta, işlemden geçirildikten sonra bir süre açık havada depolanan ve sonrasında doğaya terk edilen 14,25 ton siyanürün kullanıldığı belirtiliyor. Biyolog Mohamed Salem Barikallah’a göre, bu kadar büyük bir miktarın kullanımı ve “uygulanan yok etme yöntemi, çevrenin kirlenmesine ve ‘maden dolaylarındaki su kaynaklarındaki sebebi açıklanamayan hayvan ölümlerine’ ilişkin yapılan en kötümser değerlendirmeleri doğrulamaktadır. Yine aynı biyologa göre Tasiast’taki şirketin “zehirden arındırma teknelerinin yalıtımı bulunmamaktadır”. Normal şartlarda 50 ppm olarak izin verilen konsantrasyon sınır değerine gelince, birçok kişinin de hemfikir olduğu gibi Tasiast’taki madende ve MCM işletmesinde bu değer 120 ppm olarak filtrelenmektedir (200 ppm’den yüksek bir değere uzun süreli maruz kalmak ölümcül sonuç doğurabiliyor). Bu durum da her iki işletmenin uluslararası güvenlik normlarına uymadığını göstermektedir.
Tasiast’ta danışman olarak çalışan bir teknisyenin söyledikleri bu iddiaları yalanlıyor: “Çevre politikamızın taahhütlerini yerine getirebilmek için Tasiast’taki işletme, çevresel performans sistemini ve güvenlik yönetimini (EHS), çevreyle ilgili uluslararası ISO 140001 ve OHSAS 18001 normlarına göre uyarlamıştır.” Yine aynı kaynağa göre Tasiast’taki altın madeninde havadaki Ph değeri hiçbir zaman 16 ppm düzeyini aşmamıştır. “Dolayısıyla, bir sigara içmek bile Tasiast’ta bulunmaktan daha tehlikelidir”.
Bu tartışmalar sürerken, Tasiast’taki altın madeni işletmecisi Kanadalı şirket, son dönemde bölgedeki yatırımına hız kazandırıyor. Üç ay sonra tamamlanacak yeni bir üretim alanının inşaatının yanı sıra, madende çalışacak yerli ve yabancı personellere ilişkin olarak yaptırılan 6500 kişilik işçi kampı inşaatına da hız veriliyor.
Bu arada, Tasiast Kinross altın madeni çalışanları, ücret ve çalışma koşullarında iyileştirme talebiyle 4 Haziran 2012 Pazartesi günü saat 17:00’de dört gün süreli greve gittiler. Moritanya Ulusal İşçi Konfederasyonu CNTM tarafından yapılan açıklamaya göre “şirketin üretimini ve altın madeninin işletmesini felç eden” bu grevin amacı, “şirkette çalışan işçilerin maruz kaldığı gerekçesiz işten çıkarmaları ve yabancı idarecilerin Moritanyalı çalışanlara karşı kötü niyetli yaklaşımını protesto etmektir”. İşten çıkarılan arkadaşlarının hemen işe geri alınmasını isteyen grevci işçiler ayrıca, çalışanların mesleki olarak yeniden sınıflandırılmasını; ITS (maaştan kesilen stopaj) vergisinin %25’inin şirket tarafından üstlenilmesini; Moritanyalı doktorlara saygı gösterilmesini, 5 aylık tutarında prim ödenmesini; çalışan ve ailesi için ücretsiz olarak tam bir sağlık güvencesinin sağlanmasını; çok kötü durumda olan şantiye kliniğinin durumunun gözden geçirilmesi; Moritanyalı işçilere verilen yemeğin düzeltilmesini; Bakım Müdürünün işine hemen son verilmesini; çalışanların “Moritanyalılaştırılması” sürecinin hızlandırılması; mesleki eğitimin verilmesini; taşeron şirketlerde işçilerin kadrolu olarak işe alınmasını; kıdem tazminatı hakkının tanınmasını; çoğu zaman hiçbir dinlenme imkanı bulamayan ve Novakşot-Tasiast (400 km) güzergahını aynı günde en az iki kez yapmak zorunda kalan şoförlerin sayısının arttırılması talebinde bulundular. Grevin Kanadalı şirkete maliyeti, bazı kaynaklara göre maden çıkarma istasyonunun durmasından dolayı saatte 30.000 ABD Doları ve filtreleme tesislerinin durması nedeniyle ise saatte 13.000 ABD Doları olmak üzere günlük toplam 305.000.000 Moritanya Ugiyası olmuştur.
Kinross, Tasiast altın madenindeki çalışmalarında birçok yabancı taşeronun hizmetinden yararlanmaktadır. Bunların arasında ilk olarak, proje genişlemesinin etüt ve takibini yapan Kanadalı etüt bürosu HATCH’ı saymamız gerekir. Bunun dışında uygulama sözleşmeleri aracılığıyla Kinross-Tasiast’a iş yapmakta olan birçok yabancı firma vardır. Bunların en büyükleri arasında Lübnan asıllı bir Filistinliye ait olan, merkezi Yunanistan’da bulunan, Consolidated Contractors Company (CCC) adlı inşaat şirketi bulunmaktadır. Bu şirket, bir milyar dolar tutarında bir maliyete sahip, projenin genişlemesiyle ilgili üretim tesislerinin yapımından sorumludur. Şirket kadrosundaki 110 yabancı çalışanıyla aynı zamanda Tasiast havalimanının, Tasiast üretim sahasını Novakşot-Nuadhibu karayoluna bağlayan asfalt yolun ve Nuadhibu’dan getirilen kullanım suyu boru hattının yapımlarını da üstlenmiştir. Bu arada Moritanyalı yerel işçilere ise yine ayak işlerini yapmak kalmaktadır (güzelim yurdumda altın madeninde yöre halkından eleman alınacak ve çalıştırılacak söylemini kullanılarak kandırılmaya çalışılan köylülerin dikkatine…).
Bunun dışında, 100 milyon dolar bedel karşılığında yaklaşık 6500 kişi kapasiteli idareci ve işçi lojmanlarının yapımını üstlenen, merkezi Ankara’da bulunan DORÇE adlı Türk firması bulunmaktadır. Şirketin 500 yabancı ve taşeron firmalardan kiraladığı 600 yerli çalışanı bulunmaktadır.
Yabancı taşeronlar arasında bir Fransız Şirketi olan ve çıkarılan altını temizlemek için deniz suyu nakli için boru hattı yapımını üstlenen 50 yabancının çalıştığı FriedLander ve Moritanya’da CNA adıyla faaliyet gösteren CIS Catering firmalarını saymamız gerekir.
Kinross-Tasiast’ta çalışan işçiler ağır iklim ve çalışma koşuları altında sık sık rahatsızlanmaktadırlar. Ancak asıl rahatsızlık, madenin ‘kanser timi’ lakaplı sabıkalı operasyon ekibinden kaynaklanmaktadır. Bu ekibin iki yıl önce Madagaskar’daki Kinross madeninde bir hileli iflas düzenlediği bildiriliyor. Çalışanların söylediğine göre, ekip içerisindekilerin rolleri gayet iyi belirlenmiştir. Bölge müdür yardımcısı Patrick Hickley, hileli yönlendirme, politik lobicilik; İnsan Kaynakları Bölge Müdürü Guy de Grand-Près, rüşvet ve bahşişlerin dağıtımı; madendeki işe alma merkezi sorumlusu Kolombiyalı Patricia Mello ise işe alma imkanlarının şirketin resmi yetkilileri ‘ödüllendirme’ mekanizması olarak kullanılması konularında uzmanlaşmışlardır.
Bu arada, anti-terör konusunda olduğu kadar, küresel sermayeyle işbirliği konusunda da sınır tanımayan bugünkü Moritanya hükümeti (yakın zamanın darbecileri) altın arama ruhsatlarının yenilenmesi ve başka yeni ruhsatlar verilmesi konusunda ellerinden gelen çabayı gösteriyor. Altın üretiminin büyük bir gizem olarak kalmaya devam ettiği ülkede, dizginlenemeyen maden aramaları Nuadhibu ve İnchiri bölgelerindeki sonu gelmeyen kazıları körüklüyor. Geçen yıl yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, Nuadhibu ve İnchiri vilayetleri sınırları içerisinde kalan Güney Tasiast ve N’Dawas dağı bölgelerindeki dört altın arama ruhsatının yenilenmesine yönelik kararnameler kabul edildi. Bu ruhsatlardan ikisi, ana kurucu şirketin, Kanadalı Kinross Gold’tan ayrılan Red Back Mining olduğu Tasiast Mauritanie Limited (TML) şirketini ilgilendiriyor. Tifechai ve Aghazent bölgelerini içeren diğer iki ruhsat ise rakip Atlantic Metals Mauritanie S.A. (AMM) şirketine verilmiştir.
Son yıllarda artan altın fiyatları da dikkate alındığında, altın üretiminden en çok kar elde eden şirketler arasında en başta, Moritanya’da faaliyette bulunan ve Rusya’da Kupol’daki altın madeninin %100 denetimini almaktan söz eden Toronto’lu Kinross Gold’u saymamız gerekir. Uzmanlara göre, Kanadalı üretici firma üretim tahminini toplam 2,7 milyon ons’a kadar yükseltmiş bulunuyor. Uzmanlara göre, geçen yıl Kinross tarafından gerçekleştirilen muhteşem ciro (2011’in ilk çeyreği için 937 milyon ABD Doları) daha çok Surinam’daki Rosebel madeninden (2011 ilk çeyreğinde 105.137 ons’luk üretim) kaynaklanmaktadır. Öte yandan, başka kaynaklara göre Tasiast’taki üretim aynı dönem için 200.000 ons’u bulmaktadır ki bu Rosebel’deki üretimden daha fazladır. Tasiast’ta yaklaşık 1 milyar ABD Doları maliyetle inşa edilecek ikinci üretim sahasının da faaliyete geçmesiyle 1,5 milyon ons’luk bir üretim tahmini yapılmaktadır.
Bütün bu faaliyetlerden yoksulluğun kıyısında kırılmakta olan Moritanya halkının kârı ne olmaktadır? Düzenli olarak askeri uçakla Tasiast’tan Novakşot’a taşınan altından kim ne oranda nemalanmaktadır?
IETI nezdinde imzalanan taahhütlere rağmen, Moritanya’daki madenlere ilişkin soru işaretleri ortadan kalkmış değildir. Birkaç yıl önce çok da şeffaf bir şekilde imzalandığı iddia edilemeyecek olan anlaşmaların mirasını sorgulamak istemeyen bugünkü hükümet, üretimin paylaşımına ilişkin sözleşmeleri yeniden tartışma konusu yapmak için yeterli olanaklara sahip değildir ya da bunu yapmak istememektedir. Hükümet bunu ancak bir kez MCM nezdinde yapmayı başarmış ve bu firma bir şekilde bu konuda zorunlu olarak esneklik göstermek zorunda kalmıştı. Bu alanda, Moritanya gibi geri bıraktırılmış ülkelerin uluslararası yatırımcıların yoğun baskıları altında ulusal yer altı varlıklarının korumalarının zorluğu yadsınamaz. Kinross’un da bu konuda Red Back Mining’in mirasına konduğu söylenebilir. Bugün Kanadalı şirket, aynı alanda sarı pudranın kokusunu alan yeni gelen diğer şirketlerle rekabet yapmak durumunda kalmaktadır. Özellikle de El Khalil Diddy tarafından temsil edilen Atlantic Metals Mauritania şirketi ile.
Bu arada, Akjoujt (Moughrein)’taki altın madenini işleten Mauritanian Mines Corporation (MCM) şirketinin, tüm üretim giderleri düşüldükten sonra üretimin ancak %2’sini Moritanya devletine verdiği; değeri 100 milyon ABD dolarını aşan maden, şantiye sahası, donanımlar, altyapı v.s.’den oluşan varlıkların Moritanya Hükümetince şirkete 900 bin ABD dolarına satıldığı biliniyor. Her gün Novakşot limanından bilinmeyen istikametlere doğru gönderilen yüzlerce konteynerin içinde neler bulunduğu da ayrıca bir sır. Konteynerlerin içinde bakır mı, altın mı, elmas mı bulunuyor? Gerçek olan bir şey varsa o da Moritanya gümrük yetkililerinin maden çıkışında mühürlenen bu konteynerleri hiçbir şekilde denetleyemediğidir. Son dönemde maden işletmesine hız verilmesinin nedeni, yine aynı utanç sözleşmesi uyarınca 8 yıl sonra Moritanya’nın payının %4’e çıkacak olması mıdır?
Yereller arasında oldukça yaygın bir inanışı doğrulayacak şekilde, Tasiast’ta altından güç alan cinler cirit atmakta. Devasa iş makineleri, derin bir kratere dönüştürülerek oyulan ‘saha’dan aldıkları yeryüzü cevherini, zehir dolu tanklarda gizemli kimyasal işlemlerden geçirmek üzere ve su dolu havuzlara aktarmak için bir yerden bir yere taşımaya, coğrafyayı bir daha düzelmeyecek şekilde dönüştürmeye, doğayı alt üst etmeye devam ediyor. Ne tuhaf değil mi, çok övündüğümüz ‘gelişmişliğin’ şımarttığı geri bıraktırılmış ülkemizde de aynı süreç, hem de birçok farklı yerde olmak üzere sessizce sürdürülüyor.
Kaynakça :
1) “Moritanya’da altın üretimi: Siyanür kullanımı güvenli mi?” - Noor info, Mamadou Lamina Kane,17.09.2011.
2) ”Madenler: Altına hücum!” - Quotidien de Nouakchott, Jedna DEIDA, 28.06.2011.
3) http://www.noorinfo.com/Kinross-Tasiast-L-or-est-de-silence_a3195.html
4) Tasiast Kinross altın madeni işçilerinin 4 Haziran 2012 tarihinde grev dolayısıyla Novakşot’ta yayınladıkları basın bildirisi