KEŞİŞ DAĞI VE YEDİGÖLLER
Erzincan’ın kuzeydoğusundan şehir merkezine tepeden bakan, karşı taraftaki Munzur Silsilesine öykünen Esence Dağlarının en yükseğidir Keşiş Dağı. Geçit vermeyen güney yamaçları yerine dağa genelde kuzeyden, Yedigöller çanağının yer aldığı bölgeden çıkılmaktadır. Böylece birbirinden güzel ve her birinin kendine özel nitelikleri olan Yedigölleri de görme olanağı doğmaktadır.
Önce karayoluyla il merkezine 115 km uzaklıkta çoğunlukla şeker pancarının ekili olduğu, sulu tarımın yapılabildiği oldukça verimli bir ovada yer alan Çayırlı’ya varıyorum. Ovaların bu elverişli durumuna karşın, dağların yamaçlarına yaklaştıkça daha verimsiz, sulama olanaklarından yoksun topraklar yer almakta. Bölge halkı tarımın yanısıra geniş mera ve otlakların da katkısıyla büyük ölçüde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla geçinmekte.
Çayırlı İlçesinde Jandarmadan çıkış izni süreci tamamlandıktan sonra, Başköy (Yaylakent)’ü aşıp, dağdan önceki son yerleşim olan Yaylalar Köyü’ne (1950 m) kamp kuruyorum. Köyün kuzeyinde Bakü Tiflis Ceyhan boru hattının ana pompalama istasyonlarından biri ve BOTAŞ’ın boru hattı yer alıyor.
Sabah erkenden, çabucak dost olduğumuz kangal köpekleri eşliğinde köyün hemen güneyinde yer alan vadiden yürüyerek çanağa yöneliyorum. Haziran’ın ikinci haftası; hava soğuk ve yükseklerde kar/buz yığınları var. Bölgenin bu kesiminde ağaç yok ancak her yer yemyeşil; rengarenk çiçeklerin arasında bölgenin endemik bitkisi ters lale ve her derde deva yabani sarmısak dikkatimi çekiyor. Dağdaki buzullardan akan derenin oluşturduğu vadinin başlangıçlarında eski taş yapı kalıntıları bulunuyor. Burayı aştıktan sonra yorulan köpekler geri dönüyor.
Köyden itibaren yaklaşık 7 km yürüdükten sonra 3000 metre yükseklikte, Yedigöller’in bulunduğu muhteşem çanağa ulaşıyorum. Çanak içerisinde birbirinden farklı boy ve özelliklerde yedi tane buzul gölü yer almakta. Bunlardan en büyüğünün alt kısmında yer alan şelale, özellikle bu dönemde buzların arasından çağlamasıyla şaşırtıcı bir manzara sunuyor. Büyük gölün güneyinde yer alan küçük, ama renginden oldukça derin olduğu belli olan gölün lacivert suları kıyısında yer alan buzun farklılaşan rengiyle daha da güzelleşiyor. Çanağın güneyindeki göllerden biri, güneşten korunduğu için henüz erimemiş; kıyısından çizgi çizgi incelen bir buz tabakası ile örtülü. Her taraftan, taşların çimenlerin arasından çağlayan suyun sesi yükseliyor.
Göllerin bulunduğu vadinin çevresinde, yükseklikleri birbirine yakın ona yakın doruk var. Teknik malzeme kullanmadan çanağı çevreleyen zirvelerden en yükseğine, doğudaki Keşiş Dağı’na (3549 m) iki saat süren bir tırmanışla vardığımda, arasıra bulutlar engel olsa da muhteşem bir manzarayla ödüllendiriliyorum.
Dönüşte anidan bastıran sağanak yağmur ve dolu keyfimi hiç bozmuyor. Gökyüzünün bir kararıp bir açmasıyla oluşan ışık oyunları vadiyi daha da güzelleştiriyor.
Köye döndüğümde dost sohbetleri eşliğinde Hamza Ağabeyin tereyağlı pidesi ve mantarlı yumurtası, Mazlum’un akşam getirdiği sıcacık süt, bütün günün yorgunluğunu üzerimden alıyor. Gece köpekler çadırın hemen yanıbaşında nöbette; dağa adını veren ve zamanında zirvede yaşadığı rivayet edilen Keşiş’i düşünerek uykuya dalıyorum.
(http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=23&hn=4266)
(http://www.meteorhaber.com/content/view/484/405/)
(http://www.turkforum.net/showthread.php?t=737110)