Skip to main content

Kolea günleri

Anavatanla aradaki tek engel, önümde uzanan puslu dumanlı gri duvar aşılmaz Atlas dağlarıymış gibi görünse de işin aslı öyle değil. Taş duvar dağlar güneyle, yani sahra çölüyle deniz kıyısını birbirinden ayırıyor. Memleket dediğimiz topraklar bütünü ise sınırsız ve alabildiğine sonsuz görüntüsüyle okyanusa öykünen Akdeniz’in çok ötesinde kaldı. Tuzlu suyun gerisindeki düzlükte, uzaklarda gecede boğaz köprüsü gibi ışıl ışıl parıldayan ovada Blida kenti hem çok uzakta, hem de bulunduğumuz yükseklikten uzanacak kadar yakın duruyor.

Devamını oku...

Her şey bir ağacın altında başladı

Ağaç deyince hayır, anlatıla anlatıla madara olan Adem ile Havva’nın çaktırmadan meyvelerini sotaladığı müstehcen yasak ağaç, incir yaprağı resimli slip masalı ile kafanızı şişirmeyeceğim. Burada anlatacağım, her daim yapageldiğim gibi sözcüklere dönüştürerek bir anlamda yeniden biçimlendirerek çarpıtacağım anlar sadece bize, yani ikimize özel. Yok neymiş, günün en aydınlık yerinde kapkara bulutlar çökmüş, sonradan öyle olmuş, böyle olmuş, pişmanlıklar, ahlar vahlar, hiçbir şey o an için parlayan ışığın göz kamaştıran gücünü zayıflatmaz. Bir varmış bir yokmuş misali sancılı insanlık komedyası varoluşumuzda bal gibi yaşanmış, akıldan çıkmayan, bilinç tırmalayan mucizevi, benim için yıldız ışıltılı, ergen cesareti yüklü sihirli bir hikaye bu.  

Devamını oku...

Hava kapattı

Benim küçük dünyam daraldı, bu bitmek bilmeyen topraklarda sıkıştı kaldı.

Elde oyuncak olmuş içi bomboş teneke kürenin döndüğü yerde kilitlenen bilişsel bakışım, gün ve toprak gördükçe benzeşen gölgelerin serinliğinde tükenen bir nefes gibi kısılıverdi. Bilerek boşa adım attım, yorulmadım. Bilincin gücül nesnesi halı üstünde yuvarlandı. Aynı hayal kırıklarına ayakları kemiğe kadar batmış kalın sesler masa üstünden çatal bıçak ritminde eserken, ben dinliyor gibi yaparak hiçbirini önemseyip kaydetmedim. Masanın altındaki püçürükleri başparmağımla işaret parmağı arasına alıp çöp haznesinin kapağı açılır kapanır olan matchbox demir kamyonuma doldurdum. Üç yaşında kesin kararımı vermiştim. Dünya kurtlanmış bir pamuk şekerdi ve ben büyüyünce çöp olacaktım. Ele avuca sığmayan ve önce kendine yalancı. Aynı benden öncekiler, aynı onlar gibi.

Devamını oku...

Turizmin Hafızası

Hafıza, bireye geçmiş deneyimlerini hatırlama, algılama, öğrenme ve edinilmiş bilgiyi kullanma yeteneği sağlar. Bu süreçlerin tamamı bireyin duygu, düşün ve sezgilerine dayanan, kişiye göre ve kişisel olarak biçimlenir. Yani herkesin yaşanmış aynı gerçekliğe ilişkin hafızası özneldir. Bununla birlikte bu kişiye özel hafızalar gerçeklikte buluştukları oranda kalabalıklaşarak somutlaşırlar ve bir tür hiçbir zaman tam olarak gerçek olmayı beceremeyen bir tür “tarih” oluştururlar. Hayvan hafızasında da bu etki var olmakla birlikte gerçeği kasıtlı olarak şekil bozumuna uğratacak boyuta ulaşmaz. Ya da biz anlayamayız.  

Devamını oku...

Masal gibi

Temmuz ya da Ağustos ayının öğle güneşinde, günün o cehennemsi sıcağında etekleri makilerle lekelenmiş dağ olamayacak kadar yükselmiş tepelerin ardında yer yüzeyine koşut yatay giden toprak yola neden düştüklerini onlar da bilmiyorlardı. Hangisi gece, hangisi gündüz ötüyor önemli olmamakla birlikte, ortalığa kulak tırmalayan tek düze kara pelerinli bir Ağustos Böceği sessizliği sinmişti.,

Devamını oku...

Daha Fazla Makale …