1917: Öğretmenimiz Lenin küreselleşmeyi anlatıyor
Lenin 1917 yılında, dünya savaşının tam ortasında kapitalizmin en yüksek aşaması emperyalizm adlı kitabını yayınlar. Hiçbir zaman olmadığı kadar çılgınlaşan bir Batı oligarşisiyle birlikte yeniden bir dünya savaşına sürüklendiğimiz bugünlerde, bu büyük eserden bugün adına çıkartabileceğimiz derslerin neler olduğuna bir göz atalım.
Demokrasinin sonu
Sahte küresel demokrasi: devletlerin programlanan sonu
« Dünya üç insan kategorisine bölünüyor: olayların ortaya çıkmasını sağlayan çok az sayıda insan, olayların gelişimini sağlayan ve tamamlanmasını izleyen biraz daha kalabalık bir grup ve son olarak gerçekte ne olup bittiğini hiçbir zaman bilmeyen geniş bir çoğunluk » Nicholas Murray Butler, Pilgrim Society Başkanı.
ABD'ye kim izin verdi?
Tam da ABD’nin Suriye politikasının bundan daha da kötü bir durumda olamayacağını düşündüğümüz anda, geçen hafta bunu da yaşadık. Amerikan Ordusu, ABD’nin Suriye’de gayrimeşru olarak işgal ettiği bir askeri üstten hareketle Suriye Hükümet güçlerine iki kez saldırdı. Pentagon’a göre, Suriye Hükümetinin desteklediği güçlere yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılar « savunma amaçlıydı », çünkü Suriyeli savaşçılar ABD tarafından Suriye’de tek taraflı olarak ilan edilen bir « çatışmasızlık bölgesine » yaklaşmaktaydılar. Suriye güçleri bölgede IŞİD’i izlemekteydi ama buna rağmen ABD onlara saldırdı.
Jeotermal felaket
İnsanın değil doğal yaşamın müdahale olmaksızın sürekliliğinin temel alındığı eşitlikçi, ortaklaşacı, üleşimci bir dünya kurulmadan ve bu yolda halkla bütünleşmiş yapılar içerisinde mücadele etmeden “Çevre”nin kurtulmayacağını çok genç yaşlarında kavramış bireyler olarak, önceliği yerine ve zamanına göre değişmekle birlikte siyasetle çevre mücadelesinin birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu, işgücünün bin bir ara şekle dönüştüğü günümüzde dahi, iktidarın vücut bulduğu her alanda olduğu gibi sorunun dönüp dolaşıp emek-sermaye çelişkisine dayandığını hiçbir zaman unutmadık.
Terörist devlet Filistin'in kaderini nasıl belirledi?
İsrail’in propaganda el kitabı Filistin halkının kurtuluş mücadelesini toprak savunması yerine terörizm anlamında yeniden tanımlamayı deniyor. Bu işe kendini adamış medyalar sayesinde, Filistinlileri terörist olarak sunma çabası halkın bazı kesimlerinde etkili oldu.
Peki Filistin’deki terörizmin kökeni nedir ve tarihsel olduğu kadar bugünkü sonucu ne olmuştur?
Thomas Suárez, State of Terror: Terrorism Created Modern Israel (*) adlı kitabında bu sorulara ilişkin değerli açıklamalar getiriyor. Bunu, büyük bir bölümü İngiliz Ulusal Arşivlerinde halka açılmış olan ve bugüne kadar kullanılmamış olan, Filistin üzerindeki İngiliz Mandası dönemine (1920-1948) ilişkin belgelere dayanarak başarıyor.