Skip to main content

DAĞLAR DİYARI İRAN

Mohammad-Javad MESHKAT       Eylül 2008

İran’ın dağlarını dört bölümde inceleyebiliriz : Kuzey İran dağları, Zagros Dağları ve çevresindeki doruklar, Orta bölgelerdeki sıradağlar ve ülkenin doğusunda yer alan dağlar. Bu dağlar yaklaşık 2 600 000 km2’lik geniş bir platonun sınırlarını çizerler.


Kuzeydeki Sıradağlar :  Kuzeyde Pamir (evrenin çatısı)  platosundan ayrılıp, güneybatıya Hindukuş (Hindû-Kuh) adıyla yönelen bu sıradağlar, Herat’ın kuzeyinde değişken ve kararsız tepelere dönüşür. Aryenler, Avesta’da Paropanisos adıyla anılan bu dağ sırasına “Caucasus İndicus” adını vermişlerdi.

Bu sıradağlar Tajan ırmağının batısında sadece irtifa kazanmakla kalmaz, adı da değişir : Elburz Dağları (Avesta’da Hraiti-Bârez). Bu ince uzun dağlar Hazar Denizi’ne tepeden bakar. Elburz’ların ortasında yer alan Demavend Dağı, volkanik zirvesiyle (5671 m) sadece İran’ın en yüksek dağı değil, aynı zamanda Hindikuş’un batısındaki en yüksek avrasya dağıdır. Bu dağlar daha sonra kuzeybatıya uzanır ve Ağrı Dağı’nda tamamlanmadan önce Sahand ve Savalan adlarını alır.


Ağrı Dağı : Türkiye, İran ve Ermenistan sınırlarının yakınında yer alan Ağrı Dağı (Ermenilerin Ararat ya da Masis’i) Avrupa kıtasının en yüksek dağıdır. Dağ iki zirveden oluşmaktadır : buzullarla çevrili ve karla kaplı bir kubbe olan en yüksek zirve kuzeybatıda 5156 metreye ulaşır. Güneydoğuda yer alan sivri bir koni biçimindeki “Küçük Ağrı” ise 3914 metre yüksekliğindedir. Her iki zirve arasında 11 kilometrelik mesafe vardır. Ağrı Dağı volkanik kökenli bir dağdır ve çevresinde hâlen güçlü yer sarsıntıları oluşmaktadır. Bunların sonuncusu, 1840 yılında birçok can kaybına neden olmuştur. İncil’e göre Nuh’un Gemisinin kıyametten sonra karaya oturduğu ilk nokta olan Ağrı Dağının zirvesine ilk tırmanmanışı Friedrich Parrot, Ekim 1829’da gerçekleştirmiştir.

Zagros : Zagros sıradağları ülkenin batısının büyük bir kısmına yayılır. Bu dağlar, kuzeyde aslında Ermenistan dağlarının devamı olan Azerbaycan dağlarına bağlanır. Bu sıradağın kuzeyden güneye birçok zirvesinin yüksekliği 3000 ve hatta 4000 metrelerin üzerine çıkmaktadır. Bu sıradağların Kürdistan’dan Kuzistan’a kadar uzanan batı bölümüne Posth-Kuh adı verilir. Bu bölümün en yüksek zirvesi Zard-Kuh 4548 metre yüksekliktedir. 

Hamadan’daki Alvand Dağı (3746 m), Kermanşah’taki Bisotun Dağı ve Loristan Eyaletindeki Oshtorân Kuh (4326 metre), Zagros Dağlarının doğu bölümündeki en yüksek zirvelerdir.
İran’ın iki önemli akarsuyu, batıdaki Karun ve doğudaki Zâyandeh rud, bu sıradağların bir parçası olan Bakhtiar dağlarından doğarlar. Kohgiluyeh Dağı de bu sıradağların bir uzantısıdır ve güneyde Basra Körfezine kadar dayanır.

Alvand Dağı: (Farsça Alvand ya da Arvand ve Yunanca Orontes) Alvand Dağı birçok granit zirveden oluşur (Avesta’ya göre sekiz). Bu zirvelerin üstü, yılın büyük bir bölümünde karla kaplıdır. Hamdollah Mostofi Hicrî 740 yılında bu dağla ilgili şunları yazar : “Zirvesi hiçbir zaman karsız kalmamıştır”. Akdeniz’den gelen bulutlar, bu dağın oluşturduğu engele takılır ve çeşitli kaynak ve ırmağın doğmasına yol açan yoğun yağmur ve kar yağışlarına neden olurlar.
Granitin yanı sıra, bu dağın farklı bölümlerinde çeşitli renklerdeki kuvartz ve mermerlerle karşılaşmak mümkündür. Kangavar’da Anahit Tanrıça için yapılan tapınak ve İbni Sina Türbesinin yapımında kullanılan taşlar bu dağdan getirilmiştir. İbni Sina tedavi amaçlı kullanılan bazı bitkileri araştırmak üzere bir süre bu dağda yaşamıştır.


Alvand Dağı aynı zamanda çok sayıda Kürt ve Türk göçerin yaylası olmuştur. Bu dağın üstünde ve yamaçlarında bulunan birçok buluntu, bize geçmişte bu bölgede oldukça güçlü bir beşeri etkinliğin olduğunu göstermektedir. Alvand’ın güney-batısında, çeşitli dönemlere ilişkin sikkelerin bulunmasında hareketle,  burada eski dönemlerde çok önemli bir kentin olduğu bilinmektedir. Burada bulunan Part İmparatorluğuna ait bir kale ya da tapınağın kalıntıları ve Anahit Tapınağı bu bölgeye ilişkin tarihsel çekim merkezlerini oluşturmaktadır.

Stratejik öneme sahip coğrafi konumundan ötürü Alvand Dağı çoğu kez sığınak işlevi görmüştür. Qâdjâr Kralı Fat Ali Şah 1237 yılında Bağdat’a düzenlediği saldırı sırasında, koleradan korunmak amacıyla bu dağa sığınmıştır. Alvand Dağının kayalarına oyularak yazılan Ahemeniş İmparatorluğu döneminden kalma iki köşeli yazıt bulunmaktadır. Ganj Nâmeh (Ganjnâme) adlarıyla bilinen bu yazıtlar yaklaşık iki metre yüksekliğindedir ve yeni-Elamca, yeni-Babilce ve eski Farsça dillerinde olmak üzere üç ayrı dilde yazılmışlardır.. Bu dağda ayrıca İmam Zâdeh Mohsin (İmamzade Muhsin) gibi, islam dönemine ilişkin kalıntılar da yer almaktadır.

Zagros Dağları İran platosuyla Dejleh ovasını birbirinden ayırmaktadır. Bu ana dağ sırasına paralel olarak uzanan İran’ın orta kesimlerinden geçen daha düşük irtifalı ve yaklaşık 4000 km uzunluğunda bir başka sıradağ da vardır.

Orta İran’daki sıradağlar :  Bu sıradağ tuz gölünün (Daryâcheh-ye Namak) batısından başlar, Isfahan’ın doğusundan, Yezd’in ve Kerman’ın batısından geçer ve Belücistan Eyaletindeki sönmüş Taftân volkanına ulaşır. Ana sıradağlar birbirilerini izleyen Ghohrud (Kahrud) ve Banân sıradağlarıdır. Kahrud dağları, Kâşân kentini Kermân kentine bağlar ;  Kermân’ın güneyinden Belücistan’a kadar ise Banân dağları uzanır. 

Orta İran’da yer alan sıradağların en önemlileri Kâşân’ın güneyinde yer alan Karkas, Yezd’de bulunan Şir Kuh (4075 metre), ve Kermân’daki Bârez ve Şahsavaran’dır.
Bu dağların arasında, uzun ve çorak ovalar uzanır. İran platosu Asya’nın en el değmemiş topraklarından biridir ve buralarda hemen hemen hiç yaşam izi yok gibidir. Bu plato Asya’nın doğusuyla batısını birbirine bağlayan bir köprü; değişik kökenlerden gelen kabilelerin birbiriyle karşılaşmasını mümkün kılan bir kavşak noktası gibidir. Bu kabileler varoluşlarından beri bu topraklardaki inanılmaz kuraklıkla birlikte yaşamayı öğrenmişlerdir.

Güneydeki dağlar :   Basra ve Umman Körfezinin yakınlarından Belucistan’a kadar, düşük irtifalı sıradağlar bulunmaktadır. Güneyde bulunan dağların en önemlileri Tangestân ve Larestân bölgelerinde yer almaktadır. Doğuda Başagard dağlarına (2161 metre), güneyde Jâzmuriân gölcüğüne ve Umman Denizinin yakınlarına kadar uzanırlar.

Doğudaki dağlar :  Kuzeyde Horasan’dan, güneyde Belucistan’a kadar, başlıca üç sıradağ halinde inceleyebileceğimiz birçok zirve bulunmaktadır :
“Bakhezr”, Kuh-e Sorkh, Kuh-e Siâh ve Haştâdân dağlarının bulunduğu Horasan’ın güneyindeki Jâm dağları.
Jâm’ın güneyinde yer alan, en yüksek zirveleri Kuh-e Kalât (2850 metre), Kuh-e Ahangarân ve Şah Kuh olan Qâ-en dağları.

Belucistan’daki Makrân dağları. Bu dağlar, Sistan Eyaletindeki Zâbol’dan Bam yakınlarına kadar uzanır. En yüksek zirveleri arasında Palangân, Malek Siâh ve eski Tâftan yanardağını (4050 metre) sayabiliriz. Jiroft’un doğusundaki Bârez Dağları dördüncü yüzyılda çok sık ormanlarla kaplıydı. İslam fetihleri döneminde, Zerdüştçüler Hazreti Ömer’in ordularından kaçarken bu dağlara sığınmışlardır.
En yüksek tepesi Şah Cihan (Shâh Jahân) (3091 metre) olan Aladağlar (Aladaq), İran’ın kuzeydoğusunda bulunan Horasan Eyaletinin kuzeyinde yer alırlar. Binalud Dağı (Kuh-e Binalood) (3425 metre) bu dağların devamındadır ve Nişâpur kentinin doğal sınırını oluşturur.


Günümüz İran’ının sınırlarını çizen bu sıradağların tümü, tarih boyunca sayısız göçer kabilesinin ve birçok ordunun geçişine tanık olmuşlardır. Bu şekilde İran’ın sınırları çoğu kez değişmek durumunda kalmıştır. Ahemenid devrinin parlak dönemlerinde, Iran'ın doğal sınırlarını Sindh (Indus) nehriyle Nil Nehri ve Ege Denizi;  Seyhun Nehri (Syr-Dariâ), Hazar Denizi, Kafkas Dağlarıa ve Karadeniz ile Basra Körfezi ve Umman Denizi  oluşturmaktaydılar.


Not : Mohammad-Javâd Meshkât’ın Joghrâfiyâ-ye tarikhi-ye Iran-e bâstân – Donyâye Ketâb Yayınları – 1992 kitabından alınmıştır.

(Mohammad-Javâd Meshkât’ın İran’ın “La Revue de Teheran” Dergisinin Eylül 2008 sayısında yayınlanan yazısı Osman SOYSAL tarafından Fransızcadan çevrilmiştir. )

(http://www.teheran.ir/spip.php?article794)

(http://www.meteorhaber.com/content/view/481/)