IRAN - EFSANEVİ DAĞLAR
« Suyun çağladığı dağlara şükrediyoruz
Üzerinde yeşerdiğin dağın doruklarına şükrediyoruz »
Avesta
Dağ imgesi, onu çoğunlukla kutsal olarak kabul eden İranlılar için her zaman önemli bir yer tutmuştur. Çok eski devirlerde dağlar insanoğlunun sığınağı olmuş ve insanlar buralarda bulunan mağaralarda soğuktan ve yabani hayvanlardan korunmuştur.
Evlerden ve çadırlardan çok daha önce, arazideki doğal yapılar ve mağaralar insanlar için barınak işlevi görmekteydiler. İnsanların ilk evleri mağalar olmuştur ve o günden beri insanoğlu mağaralara ve dağlara saygı ve minnetle yaklaşmıştır. Bu duygular yavaş yavaş bir dinsel saygıya dönüşmüş ve böylece kimi dağlar kutsal kabul edilmiştir. İnsanoğlu kimi dağları adlandırmak için kutsayıcı sözcükler kullanmıştır. Himalayaların bazı ünlü dağları buna en güzel kanıtı oluşturmaktadır : İnsanoğlunun tırmandığı ilk 8000 metrelik dağ olan "Annapurna", "Hasat Tanrıçası" anlamına gelmektedir. On üçüncü sekiz binlik dağ olan Shisha Pangma diğer adıyla "Gosainthan", "Kutsal Ev" demektir. Dünyanın en yüksek zirvesi olan "Chomolangma" (Everest) "Ana Kar Tanrıçası"dır. Diğer sekiz binliklerin arasında bir başka tanrıça daha vardır : "Gökyüzü Tanrıçası" olan "Cho Oyu".
Asya kıtasında, Moğolistan’ın başkenti Ulan-Bator yakınlarında, Moğolların "Bogd Uul" adını verdikleri bir dağ yer alır : "Tanrının Dağı".
Dağlar din ve inanç alanında da ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İslam dininin Peygamberi Hz.Muhammed, Nur (ışık) Dağında Cebrail aleyhisselam ile Hira mağarasında karşılaşır ve kendisine ilk vahiy burada iner. Hz.Musa Tanrının On Emrini Sina Dağında öğrenir. Ahura Mazda Zerdüşt ile bir dağda konuşur. Yunan Tanrılarının Tanrısı, göklerin hakimi Zeus bir dağın zirvesinde doğar ve Nuh’un gemisi kıyamet sonunda Ağrı Dağı’nda karaya oturur.
Bazı dağlar ise, insanların hatıralarını yaşatmaları için kutsal kişilerin ismini ödünç almıştır. İrlanda’da "Croagh Patrick" dağı ermiş Patrick’in ibadet yeriydi. İran’daki "Taht-ı Süleyman" Dağı, Süleyman Peygamberimizin meskeni olarak kabul edilir. Sri Lanka’daki "Adem Sivrisi" cennetten kovulan Adem’e ev sahipliği yapmıştır ve Güney Amerika’nın batısındaki "Sange de Cristo" dağları da adını İsa Peygamberin akan kanından almıştır.
Dağlar öteden beri birçok halka ilişkin efsanede önemli bir yere sahiptir. Aztekler Tanrı’ya kurbanlarını dağlarda adıyor ve Meksika’daki "Ixtaccihuatl" ve "Citlaltépetl" dağlarının isimleri eski Aztek efsanelerinden alınmıştır. Birincisi "Uyuyan Kadın", ikincisi ise "Yıldız Dağı" anlamına gelmektedir. Yunan Mitolojisi Sözlüğünde F.Jiran, Olimpos Dağı ve buranın Yunanlılar için taşıdığı önem konusunda şunları söylemektedir :
"Olimpos Dağı geniş bir yaylanın en yüksek noktasında 9000 metreyi aşmaktadır ; devasa kaya parçalarından oluşan ve bulut kütleleriyle çevrili son sırası doğaüstü güçlerin uykusuna evsahipliği yapıyor gibi duran zirveleriyle doğal bir anfi tiyatro oluşturmaktadır. Selanik Körfezine yönelen denizci, göküzünün mavi ufuk çizgisine doğru eğilen Olimpos dağına dikkatle bakar, irkilir ve dinsel bir korkuya kapılırdı. Bütün bu güzellikler Tanrıların kaygı verici görkemini anımsatıyorlardı. Gözlemci ilk bakışta, Olimpos’un dünyanın en yüksek zirvesi olduğundan şüphe duymuyordu. Küreklere asılan denizci, Olimpos’u izlerken, Homeros’a da ilham veren aynı manzara karşısında şu dizeleri mırıldanıyordu : "Onu hiçbir zaman rüzgâr sürükleyemeyecek, ve kar da zirvesini kaplayamayacak ; hafif bir meltem çevresini saracak, duru bir saflığa boğulacak ve Tanrıların mutluluğu onun sonsuza kadar yaşamasını sağlayacak".
Tanrılar altın masalar etrafında oturuyor, ölümsüzlük içkisi içip, ambrozia yiyor ve insanların onların onuruna pişirdiği kurban etlerinin kokusu başlarını döndürüyordu. Zeus, mekanında, yani Olimpos Dağının zirvesinde meclisini topladığında, gençlik tanrıçası Hebe ölümsüzlük içkisiyle dolu kupaları elden ele dolaştırıyordu."
Ama İran’da, insanoğlu ile dağın ilişkisi daha da ileriye gitmektedir. Diğer yerlerde dağ kutsal olarak kabul edilmiş olsa da, İran’da bundan biraz daha öteye gidilerek dağ, ulu sayılmıştır. Dağ, çoğu zaman, ün salmış İranlıların görkem ve şatafatının simgesi olmuştur. İranılar için onların görkeminin yansıması gerçekten de dağ gibi sonsuz ve ulaşılamazdı. Dağların tanrıların onlara bağışladığı bir ihtişam olduğunu kabul ediyor ve bunun için onları kutsal kabul ediyorlardı.
Antik Çağda İranlılar, ışık Tanrısı Mithra’nın dağda yaşadığına inanıyorlardı. Şafakta doğuyor, gün içinde büyüyor ve geceleyin ölüyordu. Bu inanış güneşe tapanları, kendi Tanrılarına daha yakın olabilmeleri için tapınaklarını dağlardaki mağaralarda kurmaya yöneltti. Yaşt’ların bulunduğu Avesta’nın bir bölümünde, Mithra’nın "cennetteki Tanrıların en yücesi olduğu ve döngüsü içerisinde güneşin önünden gittiği" yazılıdır. O, "İranlıların yaşadığı tüm topraklara hükmettiği, altın sarısı zirvelere yükselebilen ilk Tanrıdır." Ayrıca "bin sütunlu malikânesinin Haraiti Dağının (Elburz) en yüksek zirvesinin üzerinde yer aldığı"na işaret edilmektedir. "Buranın iç mekanları kendi kendine ışıyor ve dışıysa yıldızların ışığıyla aydınlatılıyordu."
Bundan daha da belirgin olarak birçok İran efsanesi de aynı şekilde dağ imgesine bağlıdır :
Kyan hanedanlığının üçüncü kralı Siyavuş oğlu Keyhüsrev canlılar dünyasını terk eder ve sonra Sushiante (kurtarıcı) eşliğinde yeniden inşa etmek üzere dünyaya geri döner. Ölümsüzlüğe ulaşmak için bir dağın zirvesine tırmanır ve burada gözden kaybolur.
Pişdadiyan hanedanlığının yedinci kralı Manuşehr, Manuş Dağında doğmuş ve burada büyümüştür.
Daha sonra Simurg adını alacak olan, antik İran’ın önde gelen bilgin ve gizemcilerinden biri olan Saêna, "Harzarbeh" Dağında yaşıyor ve aralarında Rüstem’in babası Zal’ın da bulunduğu müritlerini burada biraraya getiriyordu.
Feridun Zahhâk’ı Demavend Dağında zincire vurur.
Demavend Dağı aynı zamanda İran’ın en güzel efsanelerinden birine tanıklık etmiştir : Turan ve İran krallıkları arasındaki sınırı belirlemek için Araş’ın fırlattığı ok efsanesi.
Kaynakça :
- Shenakhté Assatyr-e Iran, (İran efsanelerine giriş) Jareh AMOUZEGAR- Avishan Yayınları-Cheshmeh Yayınları, 1375. (Hicrî)
- Farhangé Assatyré Younân, (Yunan Mitolojisi Ansiklopedisi) Abolghassem ESMAILPOUR Fekr-e-Rouz Yayınları, 1375.
- Farhang-é Assatyr-e Younan et Rom, (Yunan ve Roma Mitolojisi Ansiklopedisi) Pierre GRIMMAL – Amir Kabir Yayınları, 1367.
- Naghsh-e Kouhha dar sakhtar-e farhangi ejtema-ié Iranian, (İranlıların toplumsal ve kültürel oluşumunda dağların işlevi) Ahmad NOURI – Vahouman, 1382, sayı 2 sayfa 6-8.
- Dastanhay-e iran-e bastan, (Antik İran hikayeleri) Ehssan YARSHATER.
- Shah nameh, (Şahname) FERDOWSI, Saïd Hamidiân tarafından düzeltilmiş, Ghatreh Yayınları, 1373.
( Mostafâ Sadr’in İran’ın “La Revue de Teheran” Dergisinin Eylül 2008 sayısında yayınlanan yazısı Osman SOYSAL tarafından Fransızcadan çevrilmiştir. )
( http://www.teheran.ir/spip.php?auteur67” )
( http://www.meteorhaber.com/content/view/480/)